Hû

Metinden bir parça seç: altını çiz, kenarına not düş ya da kart yap.
I.
“Hu!” demek,
“İşte O!” demek.
Gayr ağlarına dolaşmak
Kulun kaybı.
Yırtıp bütün ağları,
Yitik gaybı bul, demek.
Gözünle gördüğünden,
Göz önüne ördüğünden
Ellerini yu, demek.
Görmek O’nu gözden öte…
Darda O, genişte O,
Sevinçte, serzenişte O…
Gül ülkesinde çalıya,
Dağ aşarken çakıla,
Kalpsiz bir akla takılan,
Vehim harmanında kaybolan
Kendine gurbet…
II.
Gayreti azık bilene,
Yola erkâna hürmet edene,
Yeniden diyene,
Yükselmeyi bilene,
Sır bendelerine,
Yâr Sensin, sıla Sen…
Işıksız kalmışlara,
Kördüğüm bakışlara,
Yanılmaz pusula Sen…
Şevk atına binip yükselsem göklere,
Çöksem yerlere yorgun düşüp
Hangi yöne yönelsem,
Yolların vardığı merci Sen!
Yurtlar Senin rahmet kucağın,
Sürgünler, hüzünler Sende tatlı.
Acılar Sende lezzet bulur,
Hor hakirler izzet…
III.
Yollar üstü hanlar Senin,
Dallar üstü yapraklarda Sen!
Ücralara hayat taşıyan
İnce ince damarlarda Sen!
Yer altında, yer üstünde her kıpırtıda Sen,
Gök atlasında göz kırpan yıldızlarda Sen!
Tertiplerde sultan Sen,
Terkiplerde usta Sen!
Gezsem karış karış devranı,
Ülke ülke her yanda Sen!
Hayran olduğum
Taş taş mühür vurmuş her mülke Sen!
Fikir koysam, kalp oturtsam her nereye,
Gizemde Sen, âyânda Sen!..
Nereye düşse gözüm,
Delil delil eden nebean Sen!
Atsam zaman deryasına kulaç,
Günbegün, anbean Sen!..
IV.
Sevdin mi bir kere de
Sevdiğini kayıran Sen!
Dert damlattığın,
Dertle damıttığın yüreklerce
Okunan, olunan hayran Sen.
Harflerde Sen, satırlarda Sen,
Kitapta Sen, kalemde Sen!
Ne yazsam deyip içimi döksem,
Dibâcede Sen, imâlede Sen,
Fasıl fasıl şiirde, hikâyede Sen,
Düştüğüm derkenarda,
Neticede, hatemde Sen!
Başında duman duman sevda,
Şu dönen âlemde Sen!
Geçim etsem gündüzde,
Lokma lokma nan’da Sen!
İçim döksem gecede,
Ah desem Yâremde Sen!..
V.
Yayılmış yeryüzüne çiçek çiçek.
Yeşilde, turuncuda, alda Sen!
Gezdiği çiçeklerin göğsünden,
Arıların arz ettiği balda Sen!
Yol tutarken, öz toplarken,
İhsanda Sen, ilhamda Sen!
Yeryüzünün kursağında,
Damar damar, kanal kanal sularda,
Dikilmiş dağ denen surlarda Sen!
Yıldız dolu, Kehkeşan dolu,
Seyyare, peyk dolu,
Asuman kucağında, sırlarda,
Serpilmiş bağrına toprağın,
Rengin rengin kırlarda Sen!..
VI.
Az da Senin, çok da Senin,
Aç da Senin, tok da Senin,
Var da Senin, yok da Senin,
Yay da Senin, ok da Senin…
Kurumuş can benzine,
Çatlayan sabra düşen
Yağmurlarda Sensin, olukta Sen!
Bazen bahçeler düşer paya,
Düşer bazen sahralar,
Darlıkta Sen varsın, bollukta Sen!..
Her dilençten haberdarsın,
Yurtsuzlara sığınacak dâr.
Dertlenir, çare ister her kim,
İnleyen her solukta Sen!
VII.
Bin perdeli ince sızı,
Birkaç sicim gözyaşı
Seninle dönüşür bahre…
Köpüren can gözesinden,
İştiyak nağmelerinde Sen!
Sen deyip benden geçmişlerin
İyilik hamlelerinde Sen…
Sabahlar senin, şeb’lerde Sen!
Günler geçer; işler, işleyişler Senin.
Kuşanır abasını devran,
Çöken hüzünlü akşamda Sen.
Süzsem bütün âlemi,
Sonra gezsem dilhanemi,
Şefkatle okşasam yâremi,
Uçursam bakışlarımı,
Gezdiğim ufuklarda Sen!
Kalp denen dupduru ülke,
Oda oda, sokak sokak Sen.
Dünyalar gezsem,
Hülyalar eskitsem,
Dağları ezsem, vakti eritsem,
Boğsam bütün sürgünleri,
En son uğrak sen…