Estirmede Estiren

Metinden bir parça seç: altını çiz, kenarına not düş ya da kart yap.
Ölümü bir şekilde domine etmede hayat. Esen rüzgârlar gibi. Yüksek basınçtan alçak basınca doğru. Yatay seyir hâlleri. Her şey, birbirini kovalamada, bastırmada ki dengeyi bulsun, estirilenler. Dengeye getirsin, estiren.
İspanyol yazar Miguel de Unamuno’nın bir kitabını okuyorum. Yaşamın Trajik Duygusu. Kitap, yazarın oğlunun ölümünden sonra girdiği manevi bir buhranı anlatıyor. Yazar bu büyük acıdan hakikati doğurmaya, keşfetmeye çalışıyor. Artık ölümde sonsuzluğu arıyor. Sonsuzluk varsa, oğlu da sonsuz olacaktır çünkü.
Unamuno, aklı ve ruhuyla yürüyen bir adam. Aklı ruhunu, ruhu aklını reddediyor. Hâlbuki bu ikisi de kendi içinde. İşte bu idrakla yazılmış derin bir kitap. Nitekim denge de derinliklerde bir yerlerde…
Kitabı yanıma bıraktım. Oturduğum banktan yüzümü galaksiye döndüm. Rüzgârlar esiyor. Ölümü yener gibi. Belki de ölüm yanılgısını; ölümlülüğüyle…
Aklımda, not defterime bıraktığım yazı. Bir insan, bir yere yürüdüğünde her yönüyle yürür. Aklı ve ruhuyla. Hiçbir şeyi de geride bırakmaz. Zamanın içinde kaldıkça, her şeyi çantasına yüklenir. Ne zaman kafasını çantasının içinden çıkarır, o zaman bir şeyler dengeye gelir.
Tenimde serin bir esinti. Sanki savaştan sıçrayan şarapnel parçası. Tepemde büyük bir harp. Onca sessizliğin arasında. Uğultusu kulaklarımda, aceleci rüzgârların. Ötüşmede martılar. Oyun oynayan bir aile. Ada kıyısından bakıyorum, dün birlikte yüzdüğüm yunuslara.
Yürüyen yunuslar, yüzen insanlar. Hangi birisi ayak uydurmada, şu yas tutan yazarın da içinde bulunduğu hayata?
Estirmede estiren. Tüm ordularını. Bölük bölük, cephe cephe. Tüm gök ortadan yarık. Çıkar sanki meydana, banktayken tanık.
Bastırmada nefesi, üflediği flüt sesini. Tüm bu olup biteni içimde soluyorum. Göğün devamı gibi gönlümde ayrı bir cephe açıldı. Şimdi şimşeklerini çakmada, gökte kopan kıyametler. İçimde yankılandıkça.
Açıyorum saçımı. Sakalımla karışıyor. Artık beyazlar, daha ağır basıyor. Ağartmada ağartan. Geliyor estirilenler. Kopartılanlar. Kimsenin kimseye takati yok. Bir senaryo işlenmede. Yeni bir rüzgâr geliyor şimdi. İçi toz bulutu. Görüyorum. Havada uçan tozlar, içine girdiği rüzgârın şeklini almada.
Sonra kuşlar. Esintilere binmede. Gruplar hâlinde, manzara etmede. Gözlüğümü taktım, yaklaşırken güneş. Bana sarılacak sandım, heyecanlandım. Kitaba aklımı verememem bundan.
Cereyan etmede gönül hanemde, her bir yanımdan bana sarılmada. Şimdi duruluyorum, bedenimden soyunuyorum. Güneş batarken banktan kalkıyorum.