SAYI 59 · ŞİİR
EYLÜL 2026 · 1 EYLÜL

Eylül

Bir bardak çay sürer · 2 dk

Metinden bir parça seç: altını çiz, kenarına not düş ya da kart yap.

Yine de sultansın eylül!

Altın hüzünlerin para etmediği

Simülatif aşklar devrine çatsak da…

Rengin en meşhur renk,

Bağlılarına som derinlikler sunan

Bir ahir zaman elvanı.

Bir arbede diyarındaki

Faust yanılgısının

Final sahnesine hevenk…

Seni sevdasına kuluçka yapanlar,

Bütün haramileri atlatmış,

Bütün veresiye hesapları,

Eli kolu bağlı şaşakoyan,

Kiramen Katibin kervanı…

Göz ucu kancalarına

Firak koyları takılsa da

Cankulağı kabartanlara,

Hışırtıların vuslat senfonisine denk.

Tonladığın her soluş,

Yok oluş izbelerini aydınlatan,

Özgürlük denen firariyi,

Üç maymunun yol çatında enseleyen,

Şuh karnavalların yüzüne kepenk.

Dalıyla vedalaştırdığın yapraklar,

Kadrana mızrap olmuş bak.

Besteledikleri her şarkı,

Çulsuz dünyalıların diline pelesenk.

Bütün ateşgede hevesleri,

İbret darağacında sallandıran da

Senin o yağız tonların değil mi?

Tüm sırnaşık zümrütlere inat,

Kehribar bir sonsuzluk şakıyorsun.

Kucağında azat kuryesi buket,

Kumaşıysa giydiğin entarinin,

Buğday benizlerden mamul beng.

Bahar, kucağında uyuturken,

Senin, bütün sığ keyifleri,

Yakasından toplamış olman,

Kadimden beri muzaffer,

Her devre ibret cenk…

Kalp heybemde bengi azığı,

Bakıyorum gözlerinin içine içine.

Kefemde ağır pahaya denk,

Hatırı sayılır ırgalarına

Müteşekkir bakışlarla

Sultan daveti arasında ahenk…

Binbir safran topluyorum,

Dağınıklığımı toplarcasına,

Çırpısız bahçelerinden,

Kekeme mırıltılar eşliğinde.

Çıkmak için çırpındığım yer,

Mihnet helezonunun bitimindeki

Arık ve mukaddes venk…

…

Çok garip değil mi?

Toprağı gevretiyorsun,

Can tellerini geriyorsun diye

Sitemli sözler yaslıyorlar sana!

İmbatı olur mu gevşememiş toprağın?

Gevşemiş tel şakır mı hiç?

Ne keyif ne de gam biraz,

Sözler durur mu önünde ıraz?

Öter mi bülbül dalda pürneşe,

Açar mı zeminde menevşe?

Dalı hiç kırılmamışlar,

Dibine yaprak düşmemişler,

Dudak büktü diye

Ne gerek içerlemeye?

Göçün çocuklarının

Gönül dudaklarına

Devam et sen bal terlemeye.

Kiminin nazlı gülü,

Kiminin yaslı günü olmaya,

Canevinin içinden gelen yanık kokuları,

Şural şural kaneviçe dokuları derlemeye.

Bırak kazmasına cevher takılmamış,

Satıh gezginlerini,

Devam et sen sıla renkli

Cevahir sakisi,

Mihnetkeş sarrafların sarnıçlarına

Altın damlalar peylemeye…

Sen kumaşı bir tezgâhta örülmüş,

Gıdası bir toprakta sürülmüş,

Hayali, hayatı bir potaya yürümüş,

Damıtılmış, süzülmüş,

Makbul hüzünlere izafe…

Sen yüzleri kızarmayan koruklara,

Kurumuş yatağın ucunda oluklara,

Geceden kopmuş koyuluklara,

Çileden üryan toyluklara mesafe…

Sen boyasız, posasız, bocasız,

Sen illüzyon foyasız,

Kirlenmemiş felsefe…

Sen ürüyan akıbetlerin rasat penceresi,

Kilit vurmuş binbir esefe…

Vuslat hissini irken

Her gün batımı çeşmesinin

Taşkın gözesi ey,

Devam et kaynamaya…

Alıntı kartı

Kart hazırlanıyor…
İndir

1080 × 1350 piksel; Instagram ve WhatsApp durumuna uygun.

Şaire mektup

Mektup yazmak için kütüphane kartın olmalı. Giriş yaptıktan sonra bu sayfaya döneceksin.

GİRİŞ YAP

Yazarın diğer yazıları

Tümü

Aynı sayıdan

Sayı 59
DİNLE · KAYIT