“Nasılsınız?” Sorusunun Anatomisinden

Metinden bir parça seç: altını çiz, kenarına not düş ya da kart yap.
Sosyal varlık olarak biz insanlar, tanıdığımız tanımadığımız insanlarla iletişim kurar, irtibata geçeriz. Birlikte yaşadığımız, dünyayı paylaştığımız hemcinslerimizle anlaşır, ortak payda altında bir araya gelme yol ve yöntemlerini buluruz.
İletişim kurmada imdadımıza koşan, bize en kestirme yoldan meramımızı anlatmanın biricik vasıtadır dil. Dil sayesinde insanlarla ünsiyet kurar, birbirimizi anlar; sevinç, hüzün, öfke gibi hislerimizi başkalarına aktarır, çoğu zaman da anlaşmazlıklara çıkış yolu buluruz.
İnsan, bahsedilen güzellikleri kal dili yanında hâl dili ile gösterme yeteneğine de sahiptir. Bazen tek bir bakış, bir tebessüm yahut sessizlik bile birçok cümlenin anlatamadığını anlatabilir. Çoğu zaman hislerimizi ifade etmede imdadımıza hâl dili yetişir. Kal dilinin avantajı kayıt altına alınıyor olması, kuşaktan kuşağa aktarılması, başka dillere tercüme edilmesidir.
İnsanı mest eden bin bir hâlin yazıya, söze dökülmüş şeklini yazıda, dilde görürüz. Binlerce yıl önce kaleme alınan bir eser sayesinde, bizden önce yaşamış ve bugün mezarlarında kemikleri dahi kalmamış birçok faninin duygu ve düşünceleri hakkında malumat sahibi olur, zamanla ortaya çıkan farklılıkları aşmak suretiyle, sanki bugün söylenmiş sözler gibi okur ve anlarız.
Tarihin derinliklerinden efsunlu bir nefes gibi bize hitap eden ve kültürlerin tabii taşıyıcısı diller, bu yönüyle, asırlar arasındaki zaman farkını ortadan kaldırır, nesiller arasında köprü kurar. Medeniyetimize can suyu verir.
Diller; ses, şekil, gramer gibi ortak yapılara sahip olsalar da bulunduğu coğrafyadan, kültürden, iştigal edilen mesleklerden ve farklı dillerin tesirlerinden etkilenen cevval ve canlı bir yapıya sahiptir. Bundan ötürü de lisanlarda aynı durumu, hâli anlatan kelime ve kelime öbeklerinin farklı söyleniş şekilleri ile karşılaşırız. Günlük iletişim dilinde en çok kullandığımız “Nasılsın, nasılsınız?” sorusunun farklı milletlerde oluşturduğu semantik farklılıklar dikkate şayandır.
Bir insanla selamlaşıp sohbeti ilerletme safhasında muhtemelen ilk gelen sorulardan birisidir “Nasılsınız?”. Alınan cevabın menfi olması neticesinde hâlini arz etmesini istediğimiz insana ne derece yardımcı olunur tartışılır fakat iletişimin ilk basamağını teşkil etmesi kendisini önemli kılar.
Dilimizde kelime, Türkçede soru zamiri ne kelimesi ile Arapçadan dilimize geçen asıl kelimesinin bir araya gelmesi ile kurulmuş soru kalıbıdır. Yani yarısı bizden, yarısı Arapçadan bir yapı. Kelime kelime Türkçe manası verilmek istense muhtemelen “Aslınız nasıl? Sizde asıl olan durum nasıl?” gibi çevirmek mümkündür. Kelime, şahıs ekini almadan biçim, tür; bir işin meydana geliş şekli; şaşkınlık; imkân haricinde, mümkün olmayan; olması gereken; bir işin şaşırtıcı olması; söylenenin anlaşılmadığı; şaşkınlık, şaşırma; hayret, sitem; kızgınlık, sitem gibi farklı hâl ve durumları ifade etmede kullanılan çok anlamlı bir yapı ile dilimizde yerini alır. Velhasıl şahıs eki ile birlikte bir şahsın sağlık durumundan moral motivasyonuna kadar farklı hâllerini sual eden bir yapı olarak karşımıza çıkar.
Dilimizdeki “Nasılsınız?” soru kalıbının Almancadaki karşılığı “Wie geht’s Ihnen?”dir. Şayet Türkçemize kelime kelime çevirmemiz gerekirse “Size nasıl gidiyor?” dilimizin semantik yapısına uygun çevirmek gerekirse “Nasıl gidiyor?” şeklinde bir anlam vermek mümkündür. Almanlar hâl hatır sormak için eylem olarak gitmek fiilini seçmişler. Aslında bir şeyler bizimle yakından alakadar ise bizimle yakından irtibatlıysa gitmekten ziyade yaklaşma ve bizi ilgilendirmesi münasebetiyle gelmesi daha zihne uygun gibi görünüyor.
“Nasılsınız?” soru kalıbının Rusçadaki karşılığı “Как дела?” dilimize kelime kelime çevrilmiş şekli “İşler nasıl?” şeklindedir. Ruslar işe çok önem verdiklerinden mi, yoksa işler yolunda gidip gitmemesine göre keyiflerin hâl almasına inandıklarından mıdır, bilinmez; merkeze işi almışlar. İşlerin şeklini, vasfını sormak, muhatabının hâletiruhiyesi hakkında malumat almak istemişler.
Ruslardan ve Türklerden farklı olarak Araplar direkt olarak insanın durumunu, hâlini sual etmek suretiyle muhatabına “كيف حالكم؟” soru kalıbıyla yönelirler. Dilimizdeki kelime kelime tercümesi “Hâliniz nasıl?”dır. Hâl kelimesi ise bir şeyin içinde bulunduğu şartlar; davranış, tutum; yaşanmakta olan zaman gibi gerçek anlamda kullanılırken dilimizde mecazi olarak güç, kuvvet anlamı yanında tasavvufta bireyin gayreti olmadan kulun kalbine gelen feyiz, cezbe ve coşkunluk gibi derin manalara gelir.
Hint-Avrupa dil ailesine mensup Farsçada ise Farslar, karşıdaki bir şahsın hâlini sormak istediklerinde “حال شما چطور است؟” saygı kipi ile birlikte dilimizdeki direkt “Hâlinizin biçimi, şekli nasıl?” şeklinde çevirmek mümkündür. Farslar hâlin tavrını sual eylemek suretiyle muhataplarının iyi ila kötü arasında gelip giden durumunu öğrenmek isterler.
Fransızcada ise yine biraz Almanca mantığına yakın bir yapı ile soru zarfı teşkil edilir. “Comment allez-vous? (Nasıl gidiyor?)” Latince quomodo (nasıl) kelimesi yanında yine Latinceden alınan ambulare (yürümek, dolaşmak) anlamına gelen hareket ifade eden canlılık emaresi gösteren fiille hâl hatır sual olunur.
Bunun yanında diğer farklı dil ailelerinde Çincede “İyi misin?”; Japoncada “Sağlıklı, enerjik misiniz?”; Korecede “İyi vakit geçiriyor musunuz?”; İbranicede “Barışınız nasıl? İç huzurunuz nasıl?” gibi farklı durumlar ön plana çıkarılmak suretiyle hâl hatır hakkında malumat alınır, hâl hatır sorulur.
Günlük dilde iletişimimizin basamağını oluşturan “Nasılsınız?” soru kalıbının farklı dillerde semantik yapısı farklılık arz ediyor. İnsanların farklı duygu, düşünce ve inançlara sahip olması gibi insanın iletişim vasıtası olan dillerde benzer hâli, durumu ifade eden yapının farklı dillerde ortaya koyduğu yapının farklılık arz etmesi de gayet tabiidir.
Farklı dillerdeki “Nasılsınız?” soru kalıbı günümüzde birçok insanı yakından ilgilendiren bir meseleye, yeni dil öğrenenlere de önemli ipuçları verir. Malum, yeni bir dil öğrenmeye başlayanlar ana dilindeki bazı yapıları farkında olmadan yeni öğrendiği dile aktarır. Bu da gayet normal bir süreçtir; hâlbuki yeni dildeki yapılar tamamen farklı olabilir. Bazen kendi dilimizdeki bir yapıyı başka dillere uyguladığımızda komik, anlamsız kullanımlar karşımıza çıkabilir.
Dilimizde sigara içmek fiilini kelime kelime çevirmek suretiyle başka dillerde kullanmaya kalktığımızda “Sigara sıvı mı da içiyorsunuz?” şeklinde bir sual ile karşı karşıya kalabiliriz. Biz sigara içmek derken, Türkçeyle aynı dil ailesinde yer alan ve birbirine en yakın Batı Türkçesinin diğer kolu Azerbaycan Türkçesinde sigara çekmek, biz inmek derken Azerbaycan Türkçesinde düşmək anlamlarında kullanılır. Birbirine en yakın iki lehçede bu kadar farklılık ortaya çıkarken, farklı dil ailelerinde çeşitliliklerin olması gayet normaldir.
Yeni bir dil ediniminde bu duruma muttali olma, öğreneceğimiz dili asıl yapısı ile edinmemize yardımcı olur. Dillerdeki bu yapı bazen yeni öğrenilen dilin öğrenilmesini de uzatabiliyor. Her kullanımın hedef dildeki kullanım şeklini öğrenmek gerekiyor. Bu yazıda “Nasılsınız?” soru kalıbının manası üzerinde duruldu. Aslında farklı dillerde fonetik yapı, sedalı sedasız seslerin kullanım şekli gibi konular da bize dillerin anlam mantığı ilgili birçok ipucu verebilir.
Dillerin cümle yapısını kendi dilimizle karşılaştırıp bu dilde “Neden, niçin böyle?” şeklinde yaklaşmak öğrenme sürecine ket vurur. Öğrenilen dili karşılaştırmak yerine hedefteki dilin mevcut yapısını olduğu gibi kabul edip dili edinme gayreti esas olmalıdır. Diğer taraftan herhangi bir dil öğrenilirken ya da incelenirken lisana heykeltıraş gibi yaklaşmaktan ziyade bir fotoğrafçı gibi muamelede bulunmak gerekir. Böylece yeni dil öğreniminde en çok karşımıza çıkan “Neden ama? Niçin böyle?” gibi sorular da böylece minimize edilir, mantıklı bir zemine oturur. Az kalsın unutuyordum: Sahi, Siz nasılsınız?