SAYI 56 · MAKALE
HAZİRAN 2026 · 1 HAZİRAN

Dil ve Medeniyet

İki bardak çay sürer · 4 dk

Metinden bir parça seç: altını çiz, kenarına not düş ya da kart yap.

Medeniyet, Türkçemize şehirlilik manasına gelen ödünç bir hediye. Kullanımda görgülülük, medenilik, ilim ve tahsilli olmak manalarına gelir. Her inanç ve kültüre sahip toplum, medeniyet seviyesine yükselebilmiş değildir geçmişte. Bununla beraber, tarihte bir dönem medeniyet kurup bir müddet sonra yıkılıp gitmiş epeyce millet vardır. Medeni olmak hayatın her sahasında toplum fertlerinin ilim ve irfan bakımından zirvede olması demektir. Asayiş, emniyet, ticaret ve ilim gibi meselelerde doruk noktaya erişmektir.

Günümüz halklarından Çin, Hint, İslam, Japon, Roma, Türk-İslam ve Avrupa, tarihte birer medeniyet kurmuş kabul edilirler. Aztek, Babil ve Hitit vb.’nin de bir dönem medeniyet inşa ettikleri biliniyor. Avrupa’nın bu hâli devam ettirdiği ancak eski günlerinden oldukça uzak olduğu dile getiriliyor.

Evrensel manada insan haklarına hürmet, çalışkanlık, yalan söylememek vb. müşterek noktalar bulunur. Bunlar da evrensel değerler veya insanlığın ortak paydaları gibi adlarla anılırlar. Bununla birlikte hemen her inanç ve kültürün kendine has da medenilik kıstasları vardır. Birinde yanlış olan diğerinde az veya çok doğru olabilir. Neyin doğru veya yanlış olduğu inanç ve örfler temelinde tayin edilir.

Medeniyetlerin temelinde örf ve inanç olduğuna göre bunların dışa yani gerçek hayata yansıyan akislerinin de olması gerekir. Bu durum kendini ilim felsefesinde gösterir. İlimlerin tasnifi, onlardan hedeflenen gaye, bilimlere çizilen çerçeveler gibi temel noktalar, bu zihnî arka plana göre şekillenir. Bu zihnî temel, mimariden tarihe, alfabeden edebiyata en yoğun şekilde bedii sanatlar ve beşeri ilimlerde görülür. Ancak medeniyet seviyesindeki bir sanatın varlığı ilim, inanç ve felsefe gibi diğer unsurların toplumda gelişmesiyle mümkündür. Mesela Schimmel, farklı medeniyet ve kültürlerde hangi sayının ne manalara geldiğini sayı sembolizmi adıyla derlemiştir.

Medeniyetlere şekil veren örf ve inançlar, içtimai hayatın merkezinde yer alırlar. Bunların başında neyin nasıl çağrılacağı ve neye ne deneceği gelir. İçtimai hayatta değişim ve dönüşüm dille başlar, dille devam eder. İnanç ise bu noktada kutsal metinleriyle devreye girer. Toplumun meselelere ve hadiselere bakış açısı, onları tesmiye etmesi dinî/ilahi kitaplardaki kelimelerle belirlenir. İlmî ıstılahlar bu metinlerde var olan kelimelerden seçilir veya yeni ıstılahlar için mümkün olduğunca onlarda bulunan kelimelerden taze terkipler türetilir.

Tarih inançla belirlenir. Bayramlar, tarihin başlangıcı, yılbaşı, hafta tatili, çağlar ve devirler inanca istinat edilerek tayin edilir. Mesela; günümüzde Katolik Hristiyanlara göre 2026, Müslümanlara göre 1447, Ortodoks Hristiyanlara göre 1442, Tayland’da 2569, Yahudilere göre 5786, Kuzey Kore’de 115. Hristiyanlarda iki bin sene öncesi iken, Müslümanlarda 1400 yıl evveli tarih öncesi devirler olarak kabul ediliyor. Mesela; tarihî devirler birilerine göre karanlık çağ iken diğerine göre aydınlık bir devir oluyor. Avrupalıların Orta Çağ dedikleri karanlık çağları Müslümanların ilim ve medeniyette aydınlık çağıydı. O sebeple aynı dönemi Müslümanların Orta Çağ diye adlandırmaları son derece yanlış oluyor. Tarihe dair bu manada daha birçok şey sayılabilir.

Coğrafi olarak, hatt-ı tûla göre dünyanın sıfır noktası, Müslümanlara göre İstanbul’ken, Hristiyanlara göre Greenwich köyü. Güneş sistemindeki seyyarelerin adları İslami efsaneler ve geleneklere uygun biçimde Tarık, Merih, Müşteri gibi isimleri almışken onlarda Mars, Jüpiter, Neptün gibi putperest Yunandaki tanrıların isimleri verilmiştir.

Ölçü ve tartıda hâlâ dünyada bir birlik bulunmuyor. İngilizler ve Amerikalılar metrik nizamı kullanmıyorlar; onun yerine eskiden gelen parmak, karış, adım ve ayak ölçüsünde devam ediyorlar. Osmanlı Türklerinde ise dönüm, dirhem, okka, batman, kulaç hesabı kullanımdaydı. Cenubi Asya’da günümüzde dekar veya hektar yerine marla ve kanal denilen Babürlüler zamanının ölçüleri geçerli. Riyaziye, fizik, kimya, tıp ve hemen bütün fen ve sanat sahalarında üstteki örneklere benzer pek çok misal verilebilir. Mesela Katolik Hristiyanlar, İncil’in ilk yazıldığı harflerle yani bugünkü Latin alfabesiyle yazmaya devam ediyorlar.   

İnanç ve örflerden gelen düzeni devam ettirmek neden önemlidir? En başta örfün ve inancın devamı böyle sağlanır. Başkalaşmaların önüne geçilir. Terminolojilerin cemiyetin tamamına öğretilmesi ve dile yerleşmesi yeri geldiğinde yüzyılları bulabiliyor. Nesiller arası tecrübe ve ilim aktarımının yolu buradan geçer. Bu sayede hukuk, ticaret ve hemen her sahada usul, esas ve erkânda istikrar sağlanır. İlim dallarında terakki kolaylaşır. İlmî ıstılahların, ilim adamları arasında tarifi yaygınlaşır ve çerçeveleri tayin edilmiş olur. Mesela rahmet, merhamet, hukuk, hak, tarih, varis… Artık umumi kabule şayan olmuş ve yazılıp söylendiğinde herkesin aynı şekilde anladığı bir hâle bürünmüştür. Diğer taraftan, inancı ortak olan bütün halklar aynı bayrak altında yaşamıyor. Böyle olunca diğer devletlerde yaşayan ve dilleri farklı olan halklarla bağ kurulması yine  bu yolla sağlanır. Muallim kelimesini Müslüman halkların tamamı anlarken öğretmen ise Anadolu dışına zor çıkar. Son söz olarak, dil zaman içinde belli nispetlerde değişir ve gelişir. Ancak örf ve inanç değişmedikçe temel ıstılahların aynı kalması zaruridir.

Alıntı kartı

Kart hazırlanıyor…
İndir

1080 × 1350 piksel; Instagram ve WhatsApp durumuna uygun.

Yazara mektup

Mektup yazmak için kütüphane kartın olmalı. Giriş yaptıktan sonra bu sayfaya döneceksin.

GİRİŞ YAP

Yazarın diğer yazıları

Tümü

Aynı sayıdan

Sayı 56
DİNLE · CİHAZIN TÜRKÇE SESİ