Tefrika
Her sabah bir bölüm

Аydaki İhtiyar Kadın

  1. 1
  2. 2
  3. 3

BÖLÜM 1 · 8 EKİM

Çeviri: İbrahim TÜRKHAN

İhtiyar kadın, her gün sabah bu eve süt getirirdi.

“Kızım, kapıyı aç! Süt getirdim.” diyerek dış kapının deliğinden içeriye bakan ihtiyar kadın, on yaşlarındaki kızın kapıyı açmayacağını bilse de geldiğini bilsin diyerek sesini biraz yükseltip seslenir, bu arada sıcaklığı dışarı vuran evin içine bakmaya devam ederdi. Bu sırada kızın koşarak gelip kapıya yaklaşmadan arka tarafta beklediğini hisseder; bundan memnun bir şekilde, ağzını sıkıca kapattığı süt kabını kapının yanına bırakarak yoluna devam ederdi. 

Kız, kadının arkasından pencereden bakardı. Büyüklerine saygıyla eğilen yeni gelinler gibi, beli bükülmüş olan ihtiyar kadın köşeyi dönene kadar bekler; o, gözden kaybolduktan sonra koşarak gidip kapının önündeki süt kabını alırdı. Bundan dolayı kız, süt getiren kadının simasını bir kere bile görmüş değildi. Bazen o gecikecek olsa pencereye fazla yaklaşmadan, saklanır gibi yaparak geleceği tarafa bakınırdı. Eğer ihtiyar kadın ortalıkta yoksa pencereye iyice yanaşır, onun köşeden dönerek geldiğini görür görmez de fark etmesin dercesine pencerenin önündeki koltuktan aşağı atlardı. 

Her nedense bu ihtiyar kadını annesinin her zaman anlattığı masallardaki “Ayda yaşayan ihtiyar kadına” benzetirdi. Ayın, dolunay olduğu günlerde dikkatli bakınca üzerindeki lekeler, gerçekten de kum sayan kadına benziyordu ya. Kız, o masalı dinlediği zaman, bazen o kumları tek tek sayıp bitirdikten sonra hemen dünyaya gelir diye korktuğu da olurdu. Sonraki zamanlarda o ihtiyar kadının, dünyaya gelip küçük kardeşi için haftada 5-6 gün evlerine süt getiriyor olsa gerek, diye hayal de ediyordu.

Bu arada ihtiyar kadının üzerindeki elbise, sarı kumaştan yapılmış olduğu için yürüdüğü zaman güneş ışıkları değdikçe parıldar, farklı bir şekilde altın yaldızla süslenmiş gibi görünürdü. Demek ki ihtiyar kadın o rengi çok seviyor olmalıydı. Kim bilir?

Bugün ihtiyar kadın oldukça gecikti. Bu vakitlerde süt içen küçük kardeşi ağlamaya başladı. Kız ne yapacağını şaşırdı. 

Babası, sınır birliğinde görev yapıyordu. Bundan dolayı sınıra yakın olan bu köye taşınalı 3-4 ay kadar bir süre olmuştu. Babası, çoğu zaman sınır boyundaki binalarda kaldığı için annesi ve küçük kardeşiyle birlikte evde üç kişi yaşıyorlardı. Kardeşi iki yaşına gelince, aile bütçesine katkı olsun diyerek annesi de bir işe girip çalışmaya başladı. Bu yüzden çoğu zaman sabahın erken saatlerinde işe gidiyor, eve güneş battıktan sonra geliyordu. Kız, dördüncü sınıfta okuyor olsa da annesi gelene kadar küçük kardeşine kendisi göz kulak oluyordu. Onun bu seneki yarıyıl tatili bu şekilde geçti. Tatil bitip okul tekrar açıldığında küçük kardeşini babaannesine bırakacaklardı. 

Kız, sütçüyü merak ederken ağlayan kardeşinin yanına gitti. Kendisini büyümüş gibi görerek, her zaman yaptığı gibi, annesinin yaptıklarını taklit edip onu susturmaya çalıştı. Odadaki sobaya yaklaştırmamaya çalışarak karnını doyurup üzerini değiştirdi. Annesi 30 kilometre kadar uzakta çalıştığından çok erken gitmesi gerekiyordu. İşe başladığı günlerde, bu kadına her gün süt getirmesini tembihlemişti. Bu sebeple kızın hayatı her gün sabah saatlerinde evlerine süt getiren ihtiyar kadının gelip gitmesine göre şekillenir gibi olmuştu. Bu köy, şimdilik onun için yabancıydı. Sınıf arkadaşlarıyla henüz çok sıkı arkadaşlık kurabilmiş değildi. Bu büyük köyde kendi evlerine gelen yolun, sadece o ihtiyar kadının geldiği yol olduğunu düşündüğü de olurdu. 

Fakat her gün aynı saatlerde geldiği o yolda, bugün ihtiyar kadın oldukça gecikti. Kız, daha fazla beklemeden, hazırladığı kaynar suyun üzerine süt kabında kalan az miktardaki sütü ekledi. İçine parçaladığı ekmekten de biraz döküp eritilmiş tereyağı da ekledikten sonra yavaş yavaş kardeşine yedirdi. Kendisinin içten içe korktuğu o ihtiyar kadının gelmesini bu kadar isteyeceğini hiç düşünmemişti. Karnı doyan küçük çocuk az sonra uykuya daldı. 

Bunu fırsat bilen kız, süte kendisi gitmeye karar verdi. O, aceleyle hareket ederken, annesinin giderken götürdüğü süt kaplarını bulamadığı için dolaplara, çekmecelere bakmaya başladı. Sonunda üst rafların birinde, dışında küçük çiçek motifleri olan melamin kabı görünce sevinerek aldı ve hızlı adımlarla dışarı çıktı. 

Gece boyunca yağan kardan dolayı her taraf bembeyaz örtüyle kaplıydı. Böyle bir beyazlığı kim uğraşırsa uğraşsın yapması imkânsızdı. Kız, soğuğa alıştıktan sonra kendinden önce geçmiş olan insanların iziyle oluşan yoldan, bir iki defa annesiyle birlikte önüne kadar gittiği sütçü kadının evine doğru yürümeye başladı.

İkiye bölünerek örülen saçını, aceleyle giydiği kırmızı renkli montunun üzerine çıkardıktan sonra bembeyaz kardan kamaşan gözlerini birkaç defa açıp yumarak gideceği tarafa doğru bakındı. Güneşin ısıtmayan ışıklarını, kirpiklerinin arasından sanki gözlerine hücum edip onunla oynamak ister gibi hissetti. Onunla kendini çok fazla meşgul etmeden, oğlağın burnuna benzeyen burnunu yukarı kaldırdı. Birkaç defa derin nefes aldıktan sonra hızlı adımlarla yürümeye başladı. 

Sütçü kadının evine yaklaşınca, sokağın başından itibaren o tarafa doğru adamların gittiğini fark etti. Ne olduğunu merak edip biraz daha ilerleyince evin önünde bir boz üy (Kırgız çadırı) dikilmekte olduğunu gördü. Sağa sola koşturan insanların yanı sıra, evin bahçe kapısının önüne dizilerek sessizce bekleyenler de vardı. Kız biraz merakla, biraz ürkerek çadırın yanına kadar yaklaştı. Çadırın kapısının üzerinde güzel bir kadın fotoğrafı duruyordu. Kadının fotoğrafını anneannesine benzetti. Onu özlediğini hatırladı. 

Sonraki bölüm

Tefrika tamamlandı: 3 bölümün hepsi açık.

Diğer tefrikalar